YAPAY ZEKÂ · SOSYAL MEDYA · ELEŞTİREL BAKIŞ
Yapay Zekâ Balonunu Kim Şişiriyor? OpenClaw’dan Sıradaki “Büyük Devrime”
“Hayatımı değiştirdi” videoları, Mac mini tavsiyeleri, bulut sunucuları ve indirim kuponları… Peki, ilk günkü heyecandan sonra geriye ne kaldı?
🎈 Yapay zekâ alanında çok hızlı ve köklü değişiklikler oluyor. Ama bunların birçoğu da balon gibi şişiriliyor, sonra da patlıyor. Benim merak ettiğim, bu balonları kimin şişirdiği ve patladıktan sonra kimin dönüp arkasına baktığı.
📣 Özellikle YouTube veya X gibi sosyal medya ortamlarında, tek derdi çok sayıda tıklama almakmış gibi davranan sözde “yapay zekâ uzmanları” var. Yeni bir büyük dil modeli, araç, uygulama veya teknik mi çıktı? Daha ne işe yaradığını, hangi koşullarda başarılı olduğunu ve nerede zorlandığını anlamadan videolar hazır: “Her şey değişti!”, “Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak!”, “Bunu kullanmayan geride kalacak!”
🤔 Bir süre sonra insan şunu sormadan edemiyor: Madem her hafta her şey değişiyor, geçen haftaki büyük devrime ne oldu?
🦞 OpenClaw: Daha adını öğrenemeden hayatımız değişmişti
OpenClaw etrafında oluşan tanıtım furyası, bu konudaki gözlemimi çok iyi anlatıyor. Clawdbot, ardından Moltbot, sonra OpenClaw… Daha aracın adını öğrenemeden bir sonraki ismine geçtik. :) Projenin kendi duyurusu da bu isim yolculuğunu anlatıyor; ilk isim değişikliğinin arkasında Anthropic’in marka konusundaki itirazı bulunuyor. [1]
Peter Steinberger’in başlattığı bu açık kaynaklı kişisel yapay zekâ asistanı, mesajlaşma uygulamaları üzerinden çeşitli işler yaptırma fikriyle dikkat çekti. Bu fikir elbette ilgi çekici. Ama sosyal medyada karşılaştığım anlatı, bir aracın olanaklarını tanıtmaktan çok daha ileri gidiyordu: Hayatlarını değiştirmişti, işlerini devralmıştı, hepimizin bir an önce bu devrime katılması gerekiyordu.
Steinberger’in yapay zekâ kodlama ajanlarıyla çalışma biçimi de bu hikâyenin bir parçası oldu. “Okumadığım kodu yayımlıyorum” açıklaması dikkat çekiciydi. Ancak röportajında planlama, mimari kararlar, testler ve geri bildirim süreçlerini de anlatıyordu. Bu ayrıntılar kaybolunca geriye kolay tüketilen bir masal kalıyor: Bir kişi yapay zekâya bir şey söyledi ve ortaya dünyayı değiştiren bir yazılım çıktı. Oysa aynı röportaj, deneyimli bir geliştiricinin mühendislik tercihlerini de içeriyor. [2]
🛒 “Büyük devrim”in hemen altında satın alma bağlantısı
İş yalnızca aracı övmekle de kalmadı. İzlediğim içeriklerde dönüp dolaşıp iki öneri karşıma çıkıyordu: Mac mini alın veya bulutta bir sunucu kiralayıp orada çalıştırın. OpenClaw çevresindeki Mac mini heyecanı dönemin teknoloji haberlerine de yansıdı. Bulut sağlayıcıları ise OpenClaw için hazır kurulum seçenekleri sundu. [3] [4]
Bazı tanıtımlarda sunucu kiralama önerisinin yanında içerik üreticisine ait bağlantı ve indirim kuponu da vardı. Örneğin “RIP Mac Mini!” başlıklı bir OpenClaw videosunun açıklamasında, Hostinger VPS için içerik üreticisinin adıyla bir kupon kodu sunuluyordu. Yani teknik bir öneriyle ticari yönlendirme aynı içerikte buluşuyordu. [5]
Bir içerik üreticisinin sponsorluk alması veya indirim kodu paylaşması tek başına sorun değil. Benim itirazım, satın alma tavsiyesinin dayanağının belirsiz kalmasına. İzleyiciye ne kadar süre denenmiş bir çözüm öneriliyor? Hangi ihtiyacı karşılıyor? Yeni donanım veya abonelik gerçekten gerekli mi? Denemenin sonunda beklenen fayda çıkmazsa bu da aynı açıklıkla anlatılıyor mu?
💬 “Bu araç hayatınızı değiştirecek!” diyen birinin, birkaç ay sonra “Peki, benim hayatımda neyi değiştirdi?” sorusuna da cevap vermesini beklemek fazla mı?
📊 Google Trends grafiği, seçilen dönem ve bölge içindeki göreli arama ilgisini gösterir; kullanıcı sayısını veya toplam video sayısını ölçmez. Buradaki gözlem, ilginin zirveye göre belirgin biçimde gerilemesidir.
📉 Patlayan şey, şişirilen ilgi balonu
OpenClaw için baktığım Google Trends ekranında, dünya genelinde son bir yıldaki arama ilgisi önce hızla yükseliyor, ardından zirvesinin oldukça altına geriliyor. İlk günlerdeki tanıtım furyasını düşündüğümde bu görüntü bana çok tanıdık geliyor: Büyük bir heyecan, peş peşe içerikler ve ardından giderek azalan görünürlük.
Benim “balon” dediğim tam da etrafında oluşturulan bu ilgi ve beklenti. Aracın yeni sürümü çıkabilir, geliştirilmesi sürebilir, birileri ondan fayda sağlamaya devam edebilir. Ama onu her gün büyük bir devrim diye anlatanların ilgisi nereye gitti? Asıl merak ettiğim bu.
Yeni gelişmeleri, yeni kullanım senaryolarını, uzun süreli deneyimlerini neden aynı heyecanla görmüyoruz? O gün “Artık bütün işlerimi buna yaptırıyorum” diyenlerin bugün hangi işlerini ona yaptırdığını öğrenmek isterdim. Benim karşıma, ilk günlerdeki tanıtım yoğunluğuyla kıyaslanabilecek bir deneyim paylaşımı çıkmıyor.
🔁 Her “devrim”de aynı içerik döngüsü
Farklı araçlarda tekrar tekrar karşılaştığım bir yayın alışkanlığı var. Ürün değişiyor, video başlığı ve şaşkın yüz ifadesi çoğu zaman aynı kalıyor.
Yeni bir model veya araç tanıtılır. Üreticinin seçtiği etkileyici örnekler ve performans iddiaları dolaşıma girer.
“Belirli bir işte yararlı olabilir” cümlesi, birkaç paylaşım sonra “Bütün işleri değiştirecek” başlığına dönüşür.
Aynı demo, aynı örnek, aynı iddia farklı kanallarda karşımıza çıkar. Tek bir kaynaktan yayılan heyecan, çok sayıda bağımsız doğrulama varmış gibi görünebilir.
Donanım, abonelik, sunucu, kurs veya kupon bağlantısı anlatıya eklenir. İzleyici, ihtiyacını değerlendirmeden harekete geçmeye teşvik edilir.
Önceki iddiaların sonucunu anlatmak için pek zaman kalmaz. Çünkü tanıtılmayı bekleyen yeni bir “her şeyi değiştiren” araç vardır.
🦜 Papağan gibi tekrar etmek, uzmanlık mı?
Bir başka kanalda veya mecrada yayımlanan içeriği düşünmeden, incelemeden, denemeden ve yorumlamadan aktarmak kolay. Özellikle de hazır bir demo ve etkileyici bir başlık varsa. Ama aynı iddiayı Türkçeye çevirmek, ona birkaç şaşkınlık ifadesi eklemek ve yayımlamak ne kadar uzmanlık sayılır?
Uzmanlık iddiası, bilginin üzerine bir şey koymayı gerektirir. Hangi koşullarda işe yarıyor? Hangi durumda başarısız oluyor? Karşılaştırılan yöntemler aynı işi mi yapıyor? Gösterilen sonuç, seçilmiş tek bir başarılı örnek mi, yoksa tekrarlanabilen bir performans mı? Bu sorulara zaman ayırmadan yapılan tanıtım, izleyicinin karar vermesine ne kadar yardımcı olabilir?
Her içerik üreticisinden akademik makale beklemiyorum. Ama “İlk kez deniyorum”, “Bu üreticinin iddiası”, “Bunu kendi işimde henüz test etmedim” demek zor olmamalı. Denemediğini denemiş gibi, anlamadığını çözmüş gibi ve sınırlı bir örneği herkes için geçerliymiş gibi sunmamak da işin bir parçası.
🧪 İlk günkü demo yerine üçüncü ayın bilançosu
Bence en değerli içeriklerden biri, bir aracın birkaç ay sonra yeniden değerlendirilmesi olurdu. Kurulum tamamlandıktan, ilk heyecan geçtikten ve günlük işlerin sıradan sorunları başladıktan sonra ne kaldı?
| Tanıtımda duyduğumuz | Devamında öğrenmek istediğimiz |
|---|---|
| “Hayatımı değiştirdi.” | Hangi işi, ne sıklıkla ve ne kadar süredir yapıyor? |
| “Bana saatler kazandırıyor.” | Kurulum, bakım ve hata düzeltme süreleri hesaba katıldığında ne kadar zaman kalıyor? |
| “Çok ucuz çalışıyor.” | Model kullanımı, sunucu, abonelik ve donanım dâhil toplam maliyet ne? |
| “Her şeyi kendi yapıyor.” | Kaç işte insan kontrolü veya müdahalesi gerekiyor? |
| “Mutlaka almalısınız.” | Kim için gerekli? Kim mevcut araçlarıyla aynı ihtiyacı karşılayabilir? |
Hatta bazen en faydalı devam videosu şu olabilir: “Size önermiştim ama ben kullanmayı bıraktım. İşte nedenleri.” Böyle bir cümle, bana göre içerik üreticisinin güvenilirliğini azaltmaz. Tam tersine, deneyimini izlenme kaygısından daha fazla önemsediğini gösterir.
💸 Balon patlayınca fatura kimde kalıyor?
Bir sonraki videoya geçmek kolay. Ama izleyicinin aldığı cihaz, başlattığı abonelik, kiraladığı sunucu ve kurulum için harcadığı zaman yerinde duruyor. Bunların her biri, karşılığında işe yarayan bir sonuç alınıyorsa anlamlı olabilir. Sorun, ihtiyacın önüne “Bu devrimi kaçırmamalıyım” duygusunun geçmesi.
Bir başka maliyet de beklentiler. Her yeni araca olağanüstü yetenekler atfedildiğinde, gerçek kullanımda yaşanan sıradan bir başarısızlık bile büyük hayal kırıklığına dönüşebiliyor. Böylece işe yarayabilecek bir teknolojiyi anlamak için gerekli sabır da kayboluyor. Önce gereğinden fazla yüceltiyor, sonra beklediğimiz mucize gelmeyince hızla başka bir araca koşuyoruz.
Yapay zekâ balonu için çok şey söylenebilir. Ama bence bu balonu şişiren en önemli etkenlerden biri, bir başka mecradaki heyecanı sorgulamadan çoğaltan ve önceki tavsiyelerinin sonucunu takip etmeyen “Yapay Zekâ Uzmanları”.
🎭 Sıradaki başlık: “LLM’leri bitiren Jev”
Şimdi de Jev konuşuluyor. TypeSafe’ın resmî belgelerinde Jev; yazılımlar için yapılandırılmış kararlar üreten, seçenekler arasından seçim yapabilen ve olasılıklar döndüren bir model olarak tanımlanıyor. Aynı belgeler, onun metin üretmediğini, kod yazmadığını ve sohbet etmediğini açıkça belirtiyor. [6]
Bu yaklaşım belirli uygulamalar için yararlı olabilir ve incelenmeyi hak eder. Ama buradan “LLM’ler bitti” sonucuna nasıl sıçrıyoruz? Belirli bir karar görevinde hız veya maliyet avantajı göstermek ile büyük dil modellerinin bütün kullanım alanlarını devralmak arasında epey mesafe var.
Yeni bir tekniğin değerini anlamak için önce hangi problemi çözdüğüne bakmak gerekiyor. Daha ilk gün onu bütün bir alanın sonu ilan ettiğimizde, teknik tartışma yine tanıtım gürültüsünün içinde kayboluyor.
🙂 Günahları boyunlarına! Ama izleyenlerin zamanı, parası ve beklentileri de bu balonlarla birlikte uçup gidiyor.
💬 Siz hâlâ OpenClaw kullanıyor musunuz? Kullanıyorsanız hangi işinizde fayda sağlıyor? Bıraktıysanız neden bıraktınız? İlk günkü heyecandan sonra kalan gerçek deneyimleri merak ediyorum.
🎈 Neyse, OpenClaw’ı bırakalım; sıradaki “büyük devrime” geçelim… “LLM’leri bitiren” Jev’i duydunuz mu? :)

